14 Nisan 2011 Perşembe

Seçimlere Giderken

Uzun zaman olmuş yazmayalı, yazmaktan beni geçiren mevsimlerden geçmişim, hiç bilmediğim bir iklime düşmüş yolum ve sadece küçük kara balık olmak istemişim, tüm sıfatlarımdan tüm benlerimden daha önemli olmuş bu, sadece ben olmak istemişim, yazmak, akıl vermek değil sadece kum tanesi, toprağı koklamak, gökyüzüne dalmak, birine dokunmak, hiç tanımadığın birine umarsızca gülümsemek, sadece rana olmak istemişim, soyadım olmadan ve öylesi anlarda yazmak cazip gelmemiş affola. Ama dünya bensiz de dönmüş, hoş iyi ki dönmüş. Başka gezegenlerde kendimi temize çekmem lazımmış, iyi geldi yokluğum..

Böylesi bir girişten sonra, ne yazmalı bilmiyorum, bir çoğunuzun takip ettiği üzere, bir kampanya düzenledik ve Ahmet Şık’ın kitabı Bende de var kampanyasında bir haftada 100 bin imzayı bularak sanırım facede en kısa zamanda en seri etkinliği yapan kişiler olmuşuz. Tüm katılan yol arkadaşlarına teşekkürler.

Dün yapılması planlanan Nükleer Santraller için ÇED muafiyeti geldiğini duyduk, artık şaşırmadığımı fark ettim, bir başka yazıda uzun uzunca değineceğim , Türkiye’de çevre hareketinin geldiği nokta da bize müstehaktır, beter olalım gibi geliyor içimden, keşke 20 yıl önceki noktada olsaydık ama olmuyor maalesef , ÇED için muafiyetin kaldırılması ise bana göre oldukça samimi bir harekettir. Ben ÇED ile nükleeri yapacaklarına inanmıştım , ÇED’in bunun için bahane olacağını, legalleştireceğini düşünmüştüm, bu sefer yanıldım, en son bu sabah öğrendik ki, ülkemizin en güvenli, en risksiz santrali yapılacakmış. Eh ne diyelim, hayırlı , uğurlu olsun. Bir yetmez, iki-üç tane olmalı.

23 nisan yaklaşırken , öğreniyoruz ki , taş attığı için hapse giren çocukların, psikolojik şiddet gördüğünü, ne demektir psikolojik şiddet, küçücük bir çocuğa, bırakın onlarcasını yapmak hangi yürekten geçer, insanlar ne zaman çocuk olduğunu unutur, yada bir çocuğun bir kere gülümsemesi burulursa, hep mahzun bakacaktır , o çekinik, hep tutuk, hep sevi arayışlı, bir çocuğu hapse atmanın gerekçesi yoktur ama daha ötesi zaten kabullenilemez. Sahi en son ne zaman çocuk düşlerinde uçurtma uçurduk biz. ?? Yoksa Affan dedeye para sayıp almak mı gerekir çocukluğumuzu ?

Seçimlerde isterim ki Yeşiller Partisi girebilsin ama örgütlenmesi bitiremediğinden biliyoruz ki giremiyor. Oysa çevre hareketinde gelinen nokta da çok sıkı ekolojik bir partiye gereksinim vardır. Acilen Yeşiller örgütlülüğünü tamamlamalı ve bir sonraki seçimlere girebilmelidir. Yoksa bir sonraki seçimlere yeşil kavramı pek de kalmayacaktır. Görünen köy, kılavuz istemez.

BDP nin adayları arasında Sıtkı Süreyya’nın olması beni düş kırıklığına uğratmış, Gani Rövaşata’nın adaylığı ise düşündürmüştür. BDP’nin amacı bellidir ve kimse kızmasın ama umud ediyor ve diliyorum ki, yeni Ufuk Uras süreçleri yaşanmaz. Babam bana, her şeyin bir bedeli vardır derdi. Bedelli milletvekilliğinin sonucu umarım hiçbirinde sonuçsuz kalmaz. Şimdi Anadolu’da olmak, insanlara gerçekleri anlatmak , yeniden bir ülkeyi aşkla kurgulamak elzemdir ve bu meclisde olmaktan daha elzemdir. Eğer AKP yada CHP ile seçimlere girmiyorsunuz, meclisde yapabilecekleriniz sınırlıdır. Onun yerine toprağa karışmak, çocuklara, yeşile sahip çıkmak daha elzemdir. Egolarımız izin verirse tabi. Şu an kazanılacak her insan önemlidir ve aydınların yeni görevi toplum mühendisliği yapabilmektir. Öteside faso fisodur. Kaldiki AKP yada CHP milletvekili olursanız zaten tüzükleri, proğramları belli olduğundan yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur o da ayrı. Kısır döngülere pirim vermeme günlerinden geçiyoruz. Hepimize rastgele.