ol’un Referandumla Büyük Sınavı
Merhaba
12 eylül’de yapılacak Anayasa referandumunun sonuçları kadar , sol da yada kendini sol’da ifade eden grupların yani bizlerin kendi içinde yaşadığı bölünme ve farklılık sol’un 12 eylül’den sonra geldiği noktayı göstermesi açısından bir açıdan iyi bir süreç oluyor. Sol yanımıza kurşun yarası bıraksa da. Değişimlerin 12 Eylül’in izlerinin kimlerde neler bıraktığı, bir sonraki kuşağın duruşunu bence sosyologlar incelemeli ve bize sonuçları bildirmeli. Cidden merak ediyorum.
EMEP, ÖDP; Halkevleri, TMMOB, TKP hayır diyeceğini deklare eden gruplar, Birgün gazetesinden Barış İnce ve ÖDP genel Başkan Yardımcısı Önder İşleyen’İn başlangıç imzacıları arasında olduğu bir grup bunun neticesinde “ikihayirbirden” isimli bir kampanya bile başlattı.
Tabi ki Ana Muhalef Partisi CHP’de hayır diyeceğini söyleyenlerden , hatta Kemal Kılıçdaroğlu Yönetimindeki CHP bunu siyasi araç haline getirdiği aşikar ve kaçınılmaz.
İşte bbu noktada sol da bir kesim, olabildiğince iyimser ve CHP-Kemalist-Ulusal harekete karşı olmak noktasından Yetmez ama Evet diyorlar. EDP bu konuda bu hafta sonu yaptığı toplantı neticesinde açıklayan bir parti.
Bir grup aydın Ahmet İNSEL örneğinde olduğu gibi, EVET diyeceğini yazılarından okuduğumuz kesim. Ki bu kesimi anlamakta zorlandığımı itiraf etmeliyim. Eylül ayında kapsamlı bir toplantı yapmayı planlayan harekette 3 farklı eğilim var ki eylül sonu da sadece başı gibi sol için sınavlarla geçecek gibi, zira böylesi bir hareket de bu kadar farklı yaklaşımlar, hareketi nereye götürür gibi bir soru getiriyor akla.
Bir başka duruş ise, boykot olarak çıkıyor karşımıza , neden boykotu anlamasak da. Zira hangi gerekçe olursa olsun, bazen büyük tümceler gerekmez, BOYKOT sonuca EVET olarak yansıyacak ve şu an ülkemizde bir 3. seçenek yaratabilecek güçte değiliz, korkarım hiç olamayacağız. Çünkü ,12 eylül biz de çok şeyi kökünden değiştirmiş.
Ben 12 eylül’de Hayır diyeceğim, Çünkü
1: Kenan Evren evet derken , onunla aynı noktadan baktığımıza inanmıyorum.
2: Yasa ile ekolojistlerin işinin daha zor olduğunu biliyorum , yasa incelendiğinde bariz görülüyor, sırf bu bile yetiyor.
3: Kemalist değilim ama yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var, bu yasa beni daha özgürleştirmeyecek.
4: Değişmesi özelikle beklenen , seçim barajı gibi , bugün kabul edilen TMK mağduru çocuklar yasası gibi, nükleere yasası gibi kavramlar ortada yokken yada dünden daha beter hale gelmişken, evet dersem 20 yıllık nükleer mücadeleme ihanet edeceğimi düşünüyorum.
5: Sadece 12 eylül yargılansın ibaresi için oy kullanamayacağım zira o sürece dair net bişey yok.
6: Dünden daha çok korkar hale geldim son yıllarda nedense , korkularımı bu yasa geçirmeyecek , beni özgürleştirmiyor, yeni çok sıradışı birşeyler yapmıyor, o yüzden kendi bilincimle irademle HAYIR diyeceğim.
7: Şunu biliyorum, eğer bu yasa benim düşlerimi kapsasaydı ,AKP den gelip gelmediğine bakmadan EVET derdim ama benim beklentilerime yer vermiyor. AKP fobim yok. Olamaz da.
8: Hiçbir kesim değil ama sol dan arkadaşlarımla bu referandumda farklı yerlere düşmek, sol yanımda kurşun yarası yapıyor. Oysa ………..
21 Temmuz 2010 Çarşamba
13 Temmuz 2010 Salı
bir aşktan ne kalır geriye
sahi ne kalır, hafta sonu dvd formatında başka dilde aşk'ı izledim, uzun zaman sonra gördüğüm en kaliteli filmdi yerli yapımlar arasında, hem sanat olarak hem görsel olarak , hem duygu olarak harika idi. Sevginin nasıl da emek olduğunu, beklentisiz emek olduğunu sıkmadan, yormadan , içine katarak işleyen bir film ve o kadar emekten sonra asla vazgeçememe modu.
oysa günümüzde aşklar pat diye başlıyor, pat diye bitiyor, rengi yok, boyutu yok, ruhu kimliği, kalbi yok, heyecan geçene dek, geçtimi herkes kendi yoluna, ariverdeçi modu. Oysa insanı insan yapan aşk. Seni tüm bencilliklerden arındıran, seni çırıpçıplak bırakan, aşk. Gurur murur bırakmayan aşk. Tüm kurallarını tuz buz ettiğin duygu aşk. Formulü yok, biçimi yok, sadece aşk. Öncesiz, sonrasız. EN imkansuz kulvarda, en umarsız çiçekler adı aşk. Kolay dan aşk çıkmıyor maalesef, elde edemedikçe, saplantı halie geldikçe büyüyor aşk ve eğer karşılklı gelişmiyorsa pat bitiyor, yoruluyor insan, bir arpa boyu yol almadıkça, yok sayıldıkça
işte o zaman bir aşkdam ne kalıyor geriye, sadece hüzün. Yani elde var koskoca bir hiç. Eyvallah.
oysa günümüzde aşklar pat diye başlıyor, pat diye bitiyor, rengi yok, boyutu yok, ruhu kimliği, kalbi yok, heyecan geçene dek, geçtimi herkes kendi yoluna, ariverdeçi modu. Oysa insanı insan yapan aşk. Seni tüm bencilliklerden arındıran, seni çırıpçıplak bırakan, aşk. Gurur murur bırakmayan aşk. Tüm kurallarını tuz buz ettiğin duygu aşk. Formulü yok, biçimi yok, sadece aşk. Öncesiz, sonrasız. EN imkansuz kulvarda, en umarsız çiçekler adı aşk. Kolay dan aşk çıkmıyor maalesef, elde edemedikçe, saplantı halie geldikçe büyüyor aşk ve eğer karşılklı gelişmiyorsa pat bitiyor, yoruluyor insan, bir arpa boyu yol almadıkça, yok sayıldıkça
işte o zaman bir aşkdam ne kalıyor geriye, sadece hüzün. Yani elde var koskoca bir hiç. Eyvallah.
7 Temmuz 2010 Çarşamba
munzur


Munzur'un Eteklerinde
İnsan farklı yerlerde hiçbir kariyer zaafiyetine girmeden kendine sorumluluklar edinirse her hafta sonu farklı bir noktada buluyor kendisini.
Geçen hafta Mersin'de yapılan mitingin ardından , bu haftada EMO'nun her 3 ayda bir yaptığı Ankara Şube'ye bağlı, bölge koordinasyon toplantısı için, Erzurum Erzincan - Aksaray yollarındaydık. Sanırım bu edinimi kazanmamız lazımdı.
Erzurum hava alanına uçağımız indikten sonra, bizi Erzincan' götürecek servise bindik, Erzincan hava alanı kapalı olduğundan uçağımız Erzurum'a inmek zorunda kaldığından bizi yaklaşık 3 saat süren bir yolculuk bekliyordu. Yol gördüğüm en güzel yollardan biri, bir başka nehirle birleşecek Fırat adını alan Karasu nehri tüm yol boyunca sizinle ama görüntü, yeşilllik ve dağlar harika. sıkılmadan yol alıyorsunuz. Bir nehir ancak böylesine akabilir. Ama bölgede ilk HES'le karşılıyorsunuz. Kafanız takılıyor. Tam bir noktaya geldiğinizde Siz'i Tunceli kavşağında harika bir köprü karışıyor ki bence herkes bu yolu görmeli. Cennet bu olmalı daha fazlası olamaz diyorsunuz.
Erzincan'a indiğinizde bizi Şelale denen bir Munzur eteklerinde yere götürüyorlar ama tabi ki yol boyunca o kısacık mesafe de 3 adet HES'le karşılıyorsunuz. Mesafe toplamda 25 dakika ve 3 adet HES, şaşkınsınız sadece bakakalıyorsunuz. Şelale ise, Manavgat'tan , Tarsus'dakinden de abartısız harika Cennet yer değişti beyninizde. Tamamen doğanın içindesiniz ve cep telefonu çekmiyor.
Sadece suyun sesi.
Size özel donatılmış bir masada ki bölge halkı aralarında tanımadıklarımız fazla idi, çok misafirperver, komplekssiz. Bir mühendis arkadaş kalkmış servis yapıyor bize, bekleyemeyelim diye ve bizler kendi insani değerlerimizi yeniden sorguluyoruz. Bitmeyen bir güleryüz ve harika bir doğa. İnsan başka ne isteyebilir. ?
Şimdi bu yazı , gezi yazısına dönüşmesin diye, bölgenin harika tulum peynirini, el yapımı bakırlarını ve harika balını es geçiyorum. Affola.
Orada belediyede çalışan bir mühendis arkadaşa bölgede çevre derneği var mı diyorum, yok sadece TEMA var diyor. Peki TEMA ve halk HES'lere karşı mı dediğim de, hayır çok memnunuz zira ekolojik dengeye zarar vermiyor keşke daha önce yapsalardı diyorlar. Ve ekliyor Karadenizdeki gibi doğa etkilenmiyor merak etmeyin, Bize Sizden bahsettiler inanın ürkmenizi gerektiren durum yok.
Ünümüzün Munzur'u aşması iyi hoş ama yine de kafam bu duruma basmıyor. Tartışmaya girip, fasıl geçen bir ortamı germemek adına susma hakkımı kullanıyorum. O kadar insanlar ki, o kadar sıcaklar ki tamam diyorum.
Yola çıkmadan bir gece önce bir Kürt yazar arkadaşımla görüşüyorum. Ona kalsa bir Türk olarak asla gitmemeliyim. Benim adıma benden daha endişeli. Neden diyorum net bir şey yok. Öyle olunca ben de yol boyu panik ve acaba ne olabilir endişesi. Yanıtları Erzincan halkının tavırlarında yakalıyorsunuz. Halk biraz gergin , korkulu ve endişeli. O bölgede çalışan bir Malatya'lı mühendis arkadaşa ne kadar Erzincan Malatya arası dediğim de , yanıt tüm sorularıma karşılık geliyor. “ Tunceli üzerinden giderseniz çok kısa , ama ben oradan gitmeye korkuyorum, sadece ben olsam iyi, eşim ,kızım, Sivas üzerinde gidiyoruz, yol bayağı uzuyor. Ama gelin Malatya'ya seveceksiniz.”.
“KORKU” bir insanın en son yaşaması gereken duygu. Özelikle insanı hakları açısından baktığınızda yolunu değiştirmeleri şaka gibi. Ama çok da fazla bunları konuşmuyorlar. Sormamanız gerektiğini anlıyorsunuz. Ama bu yaşanan bir iç çatışma ise halkın psikolojisini bozuyor. Bunu anlamak için çok zeki olmanız Ya da uzun yıllar yaşamanız gerekmiyor. İşte tam da o nokta da bir arkadaş öneriyor. Eğer ulaşım sorununu çözer teşvik verirseniz , sorununuzun çözülmemesi için Hiçbir neden yok. Yeter ki, Gaziantep'e yapılanlar buralara da yapılsın. O zaman bu sorunlar yaşanmayacaktır. Düşünüyorsunuz kesinlikle haklı, zira bölgede büyük bir fabrika yok.
Açıkcası yüreğim ilk defa bir yerde: Karasu da kalarak, Erzurum uçağına biniyorum. Kafamsa karmakarışık.
dostlarsız bir hiç!
Yorucu Erzincan seferinin yorgunluğunu atamadan karşımızda yeniden nükleer süreci karşımıza çıkmıştı. 350 imza ile kamuoyuna sunduğumuz imza kampanyası ve NKP Yürütme toplantısı derken tam bir curcunanın içinde bulmuştum kendimi. Ama bu sefer umutluydum.
Değişik siyasi partilerden yapılan basın açıklamaları, EMO'nun basın açıklaması, NKP'nin kendini düzene koyma çabaları derken nükleer karşıtı hareket bir ivme kazanmaya başlamıştı. Nitekim bugünde Ekoloji Kollektifi'nin başlattığı bir kampanya var. Açıkcası kimin yaptığının şu anda önemi yok. Her hareket anlamlı aslında. Kimin ne yaptığı da çok önemli değil, yapılması anlamlı ve güzel. Kitlelerin bu olaya sahip çıkması, siyasi partilerin sahiplenmesi , her kesimden sesler gelmesi bu noktada önemli.
NKP nin yaptığı siteden tüm süreci başından sonuna izlemek mümkün. NKP Yürütme dün meclisde görüşmelere başladılar. Görüşmeler şu an itibarıyla devam ediyor. Bu da hareketin sürekliliği açısından başka bir önemli nokta ama kanımca 20 yıldır farklı dönemlerde iktidar olmuş partiler daha önce bir şey yapmamışken şimdi ne yaparlar açıkcası kestiremiyorum. Ama en azından deniyoruz. Bu da tabi ki anlamlı ve önemli.
Dün haberi BirGün online'da ilk okuduğumda aklımdaki tek resim helal olsun işte bu nidaları olmuştu. Günlerdir düşündüğüm ama nedense gerçekleşmeyen bir eylemi bir avuç insan yapıyordu.
58 cesur yürek, öncesi bilmediğimden kimler olduğuna takılmamıştım. Sonuçta kavga arkadaşlarımdı isimleri önemli değildi. Ta ki o fotografa gözüm takılana dek. Ümit oradaydı, Sabahat oradaydı. Erzincan Erzurum Tunceli kavşağında korkmayan ben , korkuyla yüzleşmeye başlıyordum. İbrahim'i aradığımda isimleri bilmiyorum dedi, bilerek Ya da bilmeyerek isim verememişti, vermemişti. Ne Sabahat ne Ümit cebine ulaşamıyordum. Kaç kere aradım, en son aradığım kaçtı, ne zaman sızdım anımsamıyorum. Böylesi bir nedenle gözaltında olmaları komik ve absürddü. Bizler politik nedenlerle gözaltılarını, hapisleri görmüştük ama buna anlam veremedim. Konuştuğum bir çok kişi çıkarlar gözaltından diyorlardı , aldırma. Aldırıyordum, kafam basmıyordu zira. Dostlar gözaltındaydı. İçimde fırtınalar kopuyordu. Zira gözaltı süreçlerinden geçmiş insanlarız ve iyi biliriz bu işleri. Sevdiğim insanların bu nedenle içerde olması haksızlıktı. Biz de orada olmalıydık. Omuz omuza. Elele. Ümit gtalk başlığına en son Almanya kazanır yazmıştı. Ben o satırları gtalkda göremiyordum ve tek kelime ile etim acıyordu. Tabi ki diğer dostlar da anlamlı idi ama nedense paylaşımlarınız arttıkça bazı şeyler farklılaşıyor. O an , anları ne çok sevdiğinizi, ne çok yaşamınızda onlar olmazsa ıssız kalacağınızı görüyorsunuz. Yaşamınızın puzzle'ının onlarla tamamlandığını ve asla onlardan vazgeçemeyeceğinizi. Bu gözaltılar benim kendi payıma dostluklarımı sorgulamama vesile oldu, iyi de oldu :). Çünkü onlarsız cidden eksiğim. Biliyorum ki onlar benim arkadaşım, asla şüphe etmemem lazım. Cesurlar, kocamanlar ve evet harikalar.
Yüreklerine sağlık. Sizi seviyorum. Biliyorum ki biz nükleer savaşı kazanacağız.
Değişik siyasi partilerden yapılan basın açıklamaları, EMO'nun basın açıklaması, NKP'nin kendini düzene koyma çabaları derken nükleer karşıtı hareket bir ivme kazanmaya başlamıştı. Nitekim bugünde Ekoloji Kollektifi'nin başlattığı bir kampanya var. Açıkcası kimin yaptığının şu anda önemi yok. Her hareket anlamlı aslında. Kimin ne yaptığı da çok önemli değil, yapılması anlamlı ve güzel. Kitlelerin bu olaya sahip çıkması, siyasi partilerin sahiplenmesi , her kesimden sesler gelmesi bu noktada önemli.
NKP nin yaptığı siteden tüm süreci başından sonuna izlemek mümkün. NKP Yürütme dün meclisde görüşmelere başladılar. Görüşmeler şu an itibarıyla devam ediyor. Bu da hareketin sürekliliği açısından başka bir önemli nokta ama kanımca 20 yıldır farklı dönemlerde iktidar olmuş partiler daha önce bir şey yapmamışken şimdi ne yaparlar açıkcası kestiremiyorum. Ama en azından deniyoruz. Bu da tabi ki anlamlı ve önemli.
Dün haberi BirGün online'da ilk okuduğumda aklımdaki tek resim helal olsun işte bu nidaları olmuştu. Günlerdir düşündüğüm ama nedense gerçekleşmeyen bir eylemi bir avuç insan yapıyordu.
58 cesur yürek, öncesi bilmediğimden kimler olduğuna takılmamıştım. Sonuçta kavga arkadaşlarımdı isimleri önemli değildi. Ta ki o fotografa gözüm takılana dek. Ümit oradaydı, Sabahat oradaydı. Erzincan Erzurum Tunceli kavşağında korkmayan ben , korkuyla yüzleşmeye başlıyordum. İbrahim'i aradığımda isimleri bilmiyorum dedi, bilerek Ya da bilmeyerek isim verememişti, vermemişti. Ne Sabahat ne Ümit cebine ulaşamıyordum. Kaç kere aradım, en son aradığım kaçtı, ne zaman sızdım anımsamıyorum. Böylesi bir nedenle gözaltında olmaları komik ve absürddü. Bizler politik nedenlerle gözaltılarını, hapisleri görmüştük ama buna anlam veremedim. Konuştuğum bir çok kişi çıkarlar gözaltından diyorlardı , aldırma. Aldırıyordum, kafam basmıyordu zira. Dostlar gözaltındaydı. İçimde fırtınalar kopuyordu. Zira gözaltı süreçlerinden geçmiş insanlarız ve iyi biliriz bu işleri. Sevdiğim insanların bu nedenle içerde olması haksızlıktı. Biz de orada olmalıydık. Omuz omuza. Elele. Ümit gtalk başlığına en son Almanya kazanır yazmıştı. Ben o satırları gtalkda göremiyordum ve tek kelime ile etim acıyordu. Tabi ki diğer dostlar da anlamlı idi ama nedense paylaşımlarınız arttıkça bazı şeyler farklılaşıyor. O an , anları ne çok sevdiğinizi, ne çok yaşamınızda onlar olmazsa ıssız kalacağınızı görüyorsunuz. Yaşamınızın puzzle'ının onlarla tamamlandığını ve asla onlardan vazgeçemeyeceğinizi. Bu gözaltılar benim kendi payıma dostluklarımı sorgulamama vesile oldu, iyi de oldu :). Çünkü onlarsız cidden eksiğim. Biliyorum ki onlar benim arkadaşım, asla şüphe etmemem lazım. Cesurlar, kocamanlar ve evet harikalar.
Yüreklerine sağlık. Sizi seviyorum. Biliyorum ki biz nükleer savaşı kazanacağız.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)